Güneş Toplayan

Bir zamanlar deli mi divane mi bilinmez, Kentu denilen bir adam ortaya çıkmış bir köyde. Garip giysileri garip sözleri varmış. Sırtında eski abası, yamalı pantolonu elinde asası varmış. Yüzünde bin perde. Bilinmez sırları varmış.

büyücü-brgfx-freepik

Kentu’nun kimseyle işi yokmuş. Lafı içinde konuşur sesini duyan olmazmış. Gittiği yerlerde bir müddet kalır sonra ayrılırmış çünkü gittiği yerde cebindeki fitne tohumlarını toprağa ekermiş. Adeta topraktan ot yerine kötülük bitermiş. Ortalık karışınca da oradan hızla uzaklaşırmış. O insanların mutsuz olmasını istermiş. Yüreğinde kötülük olması insanlara sevgisini yok ediyormuş. Nice şehirler nice ülkeler yıkılmış, insanlar kötülüklerin altında kalıyormuş. Cümle alem bu adamın ektiği kötülüğün farkındaymış. Bu adam şehre gelmesin diye civarın sultanları ulak göndermişler birbirlerine. Haberi alan şehir tellaklar çıkarırmış.Kentu geliyor! Kentu geliyor!” diye inlermiş sokaklar. Fakat bu adam ne yapıp edip giriverirmiş şehrin sokaklarına. Kaç zaman kalır bilinmez ama orda olması insanların mutluluğuna gölge düşürmek için yeterliymiş. İnsan ilişkileri pamuktan iplik gibiymiş, en küçük kıvılcım küslüğe yetermiş.

şehir-vectorpocket-freepik

Kentu’nun vardığı en son şehirde ondan daha sessiz daha kimsesiz daha da sırlı başka bir divane varmış. Onun ismi ise Afşan’mış. Afşan, o kentte delilerden deli bilinirmiş. O da susarmış ama bildiği bilgiler ona ağırlık katarmış. Görkemli bir çehresi, iri yarı bir bedeni varmış. Bilenle bilmeyeni bilir, öğrenmeyene ilim verirmiş. Alimler, sultanlar, çocuklar nice ilim isteyen her kim varsa onun tek odalı evine eğitime gidermiş. Afşan’a dışarıdan bakan aciz bir deli görürmüş. Afşan, eline bir kalbur alır sabahın seherinde gün dağlara vurunca başlarmış güneş toplamaya. Topladığı güneşi evine salarmış. Gün bittiğinde sırtındaki dolu çuvalla şehir sokaklarında dolaşır “Güneş satarım! Güneş satarım!” diye bağırırmış.

Güneşin talibi çıkmazmış. Ama sır çuvalda ve onun dediğindeymiş. Güneşi toplayan adam kalburun üstündekileri insanlara pay etmek istermiş. Ta ki o gün gelene kadar…  

güneş-brgfx-freepik

Afşan’ın yaşadığı şehir insanların birbirleriyle iyi geçindiği son şehirmiş ama Kentu’nun kötülüğü o şehri de sarmaya başlamış. İnsanlar kavga eder olmuşlar. Komşuluk ilişkileri tükenmiş. Akrabalık bağları zayıflamış. İnsanların evlerinde huzur kalmamış. Çocukların oyun arkadaşlığı bitmiş… Şehrin üstüne bir gün karanlık çökmüş. İnsanlar bunu fark edememişler. Güneş sönmüş, Ay küsmüş. Bir çocuk olanları fark edip “Güneş yok Güneş yok!” demiş. Kavgadaki insanlar kavgalarına ara vermişler. Karanlıkta çare aramışlar. Bulamamışlar. Karanlığı haber veren çocuk “Afşan dedeye gidelim.” demiş. İnsanlar Afşan’ın evinin yolunu tutmuşlar. Tutmuşlar tutmasına ama yolda bile kavga etmişler. Afşan’ın tek odalı virane kapısına varmışlar. Ama kavgaları bitmediği için dertlerini de anlatamamışlar. Yine konuşan çocuk olmuş. Çocuk “Güneş almaya geldik.” demiş Afşan dedesine. Afşan, “Karanlıkta evlerinize gidin ve kapılarınızı kapatın. Gün doğana kadar herkes birbiriyle iyi geçinirse Güneş’i size geri getireceğim.” demiş.

karanlık-upklyak-freepik

İnsanlar gittikten sonra Afşan çuvalını sırtlamış ve şehrin sokaklarına inmiş. O sırada da Kentu sokak başlarına fitne tohumu ekmekteymiş. Afşan, Kentu’ya yaklaşmış. Heybetli eliyle Kentu’yu ensesinden yakalamış. “Bugün fitnen işe yaramayacak.” deyip Kentu’yu bir güzel paralamış. Çuvalındaki altın huzmesi güneş parçacıklarını Kentu’nun üstüne saçmış. Kentu o an erimiş. Yerde irin ve çamur parçası kalmış. Afşan tüm sokakları gezmiş her hanenin kapısına güneş tozu bırakmış. Evine dönmüş. O gece bittiğinde doğudan Güneş doğmuş. Kaç gündür olanlar Güneş’in daha inatla ve azimle doğmasına sebep olmuş. Bunca olup biteni insanlar hatırlamamış. Sadece çocuk ve Afşan dedesi hatırlamış. Çocuk, Afşan’a teşekkür etmek için evine varmış. Afşan dede bahçesinde yine güneşi kalburuyla topluyormuş. Toplamaya ara verip çocuğa olanları anlatmış. O gün Afşan dede çocuğa ilmini ve sırrını anlatmış. Çocuk o gün Kentu’nun çamurdan bir cehalet olduğunu, Afşan dedenin döktüğü güneş huzmesinin ise bilginin ışığı olduğunu anlamış.

bilge-baykuş-vvstudio-freepik

Bundan sonra bilene çok bilmeyene az olmuş. Sonsuza kadar bilgi cehaleti çürütmüş. İyilik ve bilginin yenemeyeceği güç yokmuş. İster güneş toplasın ister gece. İster toprak olsun ister bir damla yağmur.

Yorum bırakın