Gökyüzü bazen mavi, bazen yeşil, bazen gri, bazen siyah olurmuş. Gök kapısı sert, çıkışı çok zor inişi çok çetin olurmuş.

Bizim Ay Dede gök kubbeye asılmış asılalı çok uzun devirler geçmiş. Her gün Dünya’yı uzaktan izliyormuş. Dünya’nın kendi etrafında dans edip, durmadan dönüyor olması onun çok hoşuna gidiyormuş. Dünya şişman bir balerin gibiymiş. Ay Dede Dünya’nın bu sevimli dansını çok seviyormuş. Uzayda bir çok gezegen varmış ama o, Dünya’nın etrafında pervane gibi dönmekten kendini alamıyormuş. Çünkü Dünya’nın çekici gücü bizim Ay Dede’yi etkisi altına almış. Bu kadar güzel bir gezegende kim bilir ne güzel canlılar yaşıyordur üstelik burada yaşayan canlılar da dans ediyor olmalı diye düşünüyormuş.
Ay Dede bulunduğu yeri hiç sevmezmiş. Güneş arada lütfedip ışıklarını göndermese çok üşürmüş. O yüzden Güneş kardeşle iyi geçinmek gerekiyormuş. Bir de onunla birlikte yaşayan, kendi ahalisinden birkaç cüce varmış. Bu cücelerin adı Çip Çip imiş. Çip Çipler uyumayı çok severlermiş. “Bari bu uykucu Çip Çipler balerin Dünya için bir çift Pisi Pisi hazırlasalar da onu Dünya’ya götürsem, belki de arkadaş oluruz.” diyormuş Ay Dede. Pisi Pisi, Ay Dede’nin en sevdiği yemekmiş. Ama bu Çip Çipler’in işleri güçleri uyumak olduğu için en iyisi kendi işini kendi görmeli diye düşünmüş. Çok çok düşünmüş. Dünya’ya duyduğu hayranlığı dile getirmeliymiş.

En iyisi Dünya’ya biraz yaklaşayım demiş. O sırada bir gezegen önünü kapatmış. Ona Dünya’nın yanına gidemeyeceğini söylemiş. Ay Dede “Neden gidemeyeceğim?” diye sormuş. Gezegen “Sen eğer Dünya’ya gidersen Dünya yok olur, bir daha onun dans edişini izleyemezsin.” demiş. Ay Dede çok üzülse de bu gerçeği kabul etmek zorunda kalmış. Böylece seneler geçmiş. Dünya kendi etrafında, Ay Dede de Dünya’nın etrafında dönmüş durmuş.

Ay, Dünya’ya ne zaman yaklaşmaya çalışsa bir parçasını kaybediyor, umutsuzca bekliyormuş. Bizim tembel Çip Çipler de Ay Dede’nin Dünya’ya duyduğu hayranlığı bildikleri için haline üzülüyorlarmış. Bir gün aralarında toplantı yapmışlar ve gök perisine gidip Ay Dede’nin Dünya yüzüne gidebilmesi için izin almaya karar vermişler. O gün pijamalarını çıkarıp gök perisi Maşmaş’a ziyarete gitmişler. Giderken de hediye olarak ona biraz Ay taşı götürmüşler. Misafirlerini gören Maşmaş çok sevinmiş. Çip Çipler, Maşmaş’a olan biteni anlatmışlar. Maşmaş Ay Dede’nin Dünya’ya çok yakında gidebileceğini söylemiş ve Dünya’yı dans ederken izleyen Ay Dede’nin karşısında belirmiş. “Hadi, seni bir günlüğüne Dünya’ya gönderiyorum.” demiş. Sihirli değneğine dokunup Ay Dede’yi gerçek bir dede haline getirmiş ve onu Dünya’ya göndermiş.
Ay Dede garip giysileriyle dolaşmaya başlamış. Ona ilginç gelense Dünya’nın aslında dans etmemesiymiş. Üstelik buradaki insanlar da dans etmiyormuş, sadece çalışıyorlarmış. Dünya hiç konuşmuyormuş. Ay Dede birkaç defa toprağa eğilip onunla konuşmaya çalışmış. “Sana Pisi Pisi getirdim.” demiş ancak cevap alamamış. Sadece yüzü ve kıyafetleri çamur olmuş. Bütün gün böyle çabalamış durmuş. Akşam olunca Dünya karanlığa gömülmüş çünkü Ay Dede gökyüzünde yokmuş. Bütün insanlar bunun bir felaket olduğunu düşünmüş. Ay Dede insanların konuşmalarından kendisinin önemini anlamış ve Maşmaş’a seslenmiş. Onu geriye almasını istemiş. Maşmaş Ay Dede’yi gökyüzüne almış, böylece Dünya yeniden aydınlanmış.

Ay Dede, Dünya’yı yine uzaktan izlemeye başlamış, kendisini ve Dünya’yı çok daha iyi anlamış. İkisinin de evrende bulunması birbirine bağlıymış. Çip Çipler, Ay Dede’ye geri dönmüşler. Pijamalarını giyip uyumaya devam etmişler. Ay Dede de o günden sonra Dünya’ya bir yaklaşmış bir uzaklaşmış. Sonsuza kadar etrafında pervane olmuş.
Yorum bırakın