
Vakitlerden bir vakit zamanlardan bir zaman… Uzak alemlerin en sonunda Kerevet denen, perilerin yaşadığı bir gezegen varmış. Bu gezegen dışarıdan bakıldığında kocaman bir nara benziyormuş. Diğer gezegenlerden bakıldığında oldukça lezzetli görünüyormuş. Herkesler bu diyarı çok merak ediyormuş ama hiç kimse gidemiyormuş. İnsanlardan bir insan eğer buraya gidecek olursa o diyar bir anda tuzla buz oluyormuş. Çünkü bu gezegen sadece perilere aitmiş. Kerevet gezegeninde olmazlar olur, gelmezler gelir, gidenler geri dönermiş. Sanki her şey iyilikten oluşmuş. Bu gezegende bir sürü peri yaşarmış. Hepsi de iyilik perisiymiş. Masallarda anlatılan bütün periler buradaymış. Hepsi çok yoğun çalışırlarmış. Çalıştıkça daha çok çalışkan olurlarmış. Hiçbiri görevini ihmal etmez, işlerini aksattıklarında dünya yüzündeki insanların işlerinin yolunda gitmeyeceğini bilirlermiş. Bütün gün bütün güçleriyle çalışırlarmış.

Onların sırrı masallarmış. Ne zaman bir çocuk bir masal okusa çok mutlu olurlarmış çünkü her masalın sonunda masallar şehrinde bir peri dünyaya gelirmiş. Doğan periyi ortalarına alıp keyifle kanat çırparlarmış. İyilik yapacak başka bir perinin doğması ne kadar güzelmiş. Periler doğduklarında o gezegende ne görev yapacaklarını kanatlarındaki çeşitli şekiller belirliyormuş. Bu gezegende birçok meyve ağacı varmış ama en çok elma ağacı varmış. Periler kanat çırptıkça elmalar olgunlaşır, kızarırmış. Perilerin en önemli görevi ise bu elmaları toplayıp masal okuyan çocuklara hediye etmekmiş. Elmaları yiyen çocuk çok ahlaklı ve zeki olurmuş…
Melih isminde bir çocuk kendisine masal okunmasını hiç sevmezmiş. Bilmezmiş ki masallar ona ne güzel şeyler öğretecekmiş. Bir gün babası Melih için yeni kitaplar almış. Melih hediye paketinde onları şeker sanmış, sevinmiş. Paketi açınca içinden bir sürü masal kitabı çıkmış. Kızmış ve kitapları elinden bırakıp oyuncaklarının yanına gitmiş ve oyununa devam etmiş. Annesi kitapları alıp akşam okumak için Melih’in masasına bırakmış. Gün bitip gece olunca Melih uyumak için odasına gitmiş. Annesi, onun için bir bardak süt hazırlamış ve arkasından gitmiş. Melih’e “Sana bir masal okuyacağım.” demiş ve masada duran kitaplardan birini açmış. Melih masalı dinlememek için kulaklarını kapatıyormuş. Annesi ısrarla okumaya devam etmiş. Elini hafifçe aralayınca annesinin okuduğu masalın bir kısmını duymuş ve çok hoşuna gitmiş. Masalı dinlemek için ellerini bırakmış. Dinlemiş dinlemiş… Masalın sonunda “Üç elma okuyanın başına…” demiş annesi. Melih öylece uykuya dalmış. O gece mışıl mışıl uyumuş. Rüyasında kıpkırmızı elmalar yemiş. Sabah gün aydınlandığında, Melih uyanıp bir masal daha okumuş. Çok çok hoşuna gitmiş… Bunu gören annesi ve babası çok mutlu olmuş. O günün gecesinde Melih sütünü alıp odasına geçmiş, başlamış okumaya. O günden sonra bütün kitaplarını severek ve heyecanla okumaya devam etmiş.

Melih’in masalının sonunda, periler diyarında Cemre isminde bir peri dünyaya gelmiş. Perinin kanatları saf inciden yapılmış gibi berrakmış. Peri kızları arasında belki de en güzeliymiş. Doğunca, perilerin arasında kanat çırpıp eğlenmiş. Cemre Perisi’nin kanatlarında iklim olaylarını anlatan şekiler varmış. Güneş, rüzgar, yağmur ve kar şekilleri… Bir kanadını salladığında dünyada güneş doğuyor, diğer kanadını sallayınca kar yağıyormuş… Artık bütün iklimlerden Cemre Perisi sorumluymuş. Dünya döndükçe, vakti geldiğinde kar yağdırmış yeryüzüne, dağlara, tepelere, göllere; çocuklar kar topu oynamış. Cemre Perisi çok sevinmiş buzlara düşmüş. Vakti gelmiş güneş açtırmış; göç eden kuşları göç ettirmiş, sevinmiş havaya düşmüş. Yine vakti gelmiş toprağa düşmüş; çayırlarda, çimenlerde kuzuların otladığını görmüş. Sonra ağaçlar da yeşillenmiş, meyveyle dolmuşlar. Yağmur yağdırmayı da unutmamış. Cemre Perisi vakti geldiğinde dünya için iyilikler yapmış. Dünya yüzünde bu kadar çalışmak yetmezmiş. Kerevet diyarında da görevlerini ihmal etmez, elmalar toplarmış. Birçok seneler geçmiş, Cemre Perisi bütün görevlerini yerine getirmiş.

Bir zaman sonra dünya yüzündeki çocuklar masal okumaktan vazgeçmişler. Kimse kitapların kapağını açmaz olmuş. Periler diyarında ise periler çalışamaz, kanatlarını çırpamaz olmuşlar. Elmalar da o sene mahsül vermemiş. Periler iyiliklerini yapmışlar sonra elma ağaçlarının dibinde uyumuşlar. Öyle ki herkes uyur olmuş. Uykudan gözlerini açamamışlar. Bir tek Cemre Perisi uyanık kalmış. Yalnız kalan Cemre Perisi arkadaşlarını defalarca uyandırmaya çalıssa da periler uyanmamış. Periler dünyasında sessizlik hakimmiş. Bu sessizlik Cemre Perisi’nin de uykusunu getiriyormuş. Melih de masal okumayı bırakınca sonunda o da uykuya dalmış. Bütün kış uyumuş. O kış hiçbir alemde kar yağmamış. Çocuklar da kar topu oynayamamışlar. Kışın sonunda ağaçlar soluk çiçeklenmiş, ekinler kısa kalmış. O sene kıtlıkla geçmiş. Diğer kış mevsimi gelene kadar periler aleminde herkes uyumaya devam etmiş. Derken ilk uyanan Cemre Perisi olmuş. Çünkü Melih yeniden kitap okumaya başlamış. Okudukça yeni periler doğmuş. Doğan periler dünyaya gitmişler ve çocukların masal okumalarını sağlamışlar. Periler diyarında bütün periler uyanmış ve yeniden sevinçle kanatlarını çırpmışlar.

Cemre Perisi uyandığında kış mevsimi geldiği için hızla dünyaya gidip kanatlarını sallamış. Önce toprağı suya doyurmuş. Kar taneli kanadını sallayınca kar taneleri yavaş yavaş yeryüzüne düşmüş. Kıtlıkla geçen senenin sonunda halk o kadar mutlu olmuş ki sokaklara dökülüp karların üstünde eğlenmiş. Kardan adam yapmışlar, kar topu oynamışlar. Sokağa çıkanlar arasında Melih de varmış. Cemre Perisi kendini Melih’e göstermiş, eğilip yanağını öpmüş. Melih’in küçük ellerine üç elma bırakmış, “Masalların çok güzeldi.” demiş ve gözden kaybolmuş. Melih bu periyi masallardan tanımış. Çok mutlu olmuş… Bilmiş ki o peri masallardan gelmiş. Cemre Perisi gittikten sonra, herkes karlarla oynarken Melih elmalardan yemiş, lezzetine doyamamış. Bittiğinde eve koşmuş masalını bitirmiş. O gece karların üstüne gökten bir sürü elma düşmüş. Kimi kafalara, kimi gönüllere…
Yorum bırakın