İncir Kovuğu

doğa-upklyak-freepik

Çok eski zamanlarda, zamandan bir zamanın içinde başı bulutlara değen yüce bir dağ varmış. Bu dağ öyle yüceymiş öyle yüceymiş ki Kaf Dağı deseler yeriymiş. Dağın bir yamacından ancak bir günde geçilebiliyormuş. İki günde geçilebilecek bir yamacında ise bir incir ağacı varmış. Boyu adeta dağ ile yarışıyor, dalları ise çalımlı rüzgarlarda dans ediyormuş. Tüm zamanlardan geçmiş her geleni dinlemiş, gideni yolcu etmiş. Kalanlar ya kalanlar, onları da dinlemiş. Çaresi olanın çaresini bulmuş gölgesinde. Bizim incir ağacının meyveleri çok lezzetliymiş. Çünkü meyvesi önce çiçeğini içinde açarmış. Sonra yemiş olup ağızları tatlandırırmış. Her mevsim meyvesi varmış.

incir-rawpixel.com-freepik

Keramet nerdeymiş bilinmez ama bu ağacımızın bir kovuğu varmış. Bu kovukta da üç sihirli cüce yaşarmış. Bunlar Idık, Bıdık, Dıdık’mış. Boyları minnacıkmış ama marifetleri çokmuş.Yaşadıkları yerde gelen geçen yolcuları dinlerlermiş. Ağacın dibinde soluklanan her yolcuyu dinler mutluluklarıyla mutlu olur, kederleriyle kederlenirlermiş. Kederlendikleri vakit sihirli cüceler şişer kovuğun içini doldururlarmış. Ağladıkları vakit gözyaşları incir ağacının özünü doldururmuş. Gelen geçen her yolcuyu yolcu etmek ağaçla birlikte onların da göreviymiş. İnsanlar da bu ağacı kutsal sayar hediyeler getirirmiş. İhtiyaç sahipleri de gelip ihtiyaçları kadar alırlarmış.

cüceler-brgfx-freepik

Bir vakit sonra o ülkede yaşayan halkın başına bir padişah gelmiş. Onun gelmesi halkını çok sevindirmiş çünkü bu padişahın adil ve merhametli olduğu bilinirmiş. Ülke bolluk ve bereket içinde seneler geçiriyormuş. Halkın gönlünde hiçbir sıkıntı kalmamış. Birlik beraberlik öyle artmış ki incir ağacını ziyaret eden pek az insan kalmış. Kralın kötülerden kötü bir veziri varmış. Bu vezir kızınca hindi gibi kızardığı için halk ona Kırmızı Vezir dermiş. Emirlerinin yerine getirilmesi için elinde sürekli bir kırbaç taşıyormuş. Gözü tahttaymış, onun yerine geçmek istiyormuş.

kral-upklyak-freepik

Bir gün fırsatını bulup padişahı zindana attırmış ve kendi padişahlığını ilan edip tahta geçmiş. Tahta geçtiği andan itibaren kimse gülemez, konuşamaz olmuş çünkü herkesin ağzını diktirmiş. Artık insanlar incir ağacının dibinde de konuşamıyorlarmış. Bir gün emrindeki marangozdan kendine yaraşır bir taht yapmasını istemiş. Bu öyle bir taht olmalıymış ki herkes o tahtı konuşmalı önünde saygı ile eğilmeliymiş. Marangoz böyle bir tahtın sadece incir ağacından yapılabileceğini söylemiş. Marangoz ağacın yerini tarif etmiş. “Getirirlerse padişahıma sonsuza kadar dayanacak bir taht yaparım.” demiş.

balta-brgfx-freepik

Emrindeki askerlerle incir ağacının dibine varmışlar. Askerlere ağacı kesmesini emretmiş ama askerler ağacı kesmemişler. “Padişahım bu ağaç ulu bir ağaçtır, kesene büyük acılar vardır.” demişler. Kesmeyince onları kırbacıyla falakaya yatırmış. Yine de askerler bu emri yerine getirmemek için oradan kaçmışlar. Kırmızı Vezir baltayı eline  alıp incir ağacını kendisi kesmeye başlamış. Kesmiş kesmiş incir ağacını, gözünden bir damla yaş bile düşmemiş çünkü Kırmızı Vezir’in içinde hiç merhamet yokmuş. İncir ağacı büyük bir gürültüyle yere düşmüş. Ağaç bir yana cüceler bir yana savrulmuş. Savrulan yalnız cüceler olmamış. Kovukta biriken dertler de gelmiş, onun kalbine düşmüş. Bu dertler yüreğine o kadar ağır gelmiş ki Kırmızı Vezir’in aklını almış, gözlerini kör etmiş. Yol bulamamış, iz bulamamış.

Çıkmış dağın tepesine başlamış oradan yuvarlanmaya. Binlerce kez yuvarlanmış. Her yanı yara bere olmuş ama dertlerden bir türlü kurtulamamış.Onun bu haline yine cüceler acımış. Kırmızı Vezir’i çekip ağacın yanına getirmişler. Kırmızı Vezir, kör gözleriyle az aklıyla bağışlanma dilemiş onlardan. Onlar da üç şartla özrünü kabul edeceklerini söylemişler. “Birincisi, zindandaki padişahı çıkaracaksın. İkincisi, incir ağacını yeniden yerine dikeceksin. Üçüncüsü de diktiğin ağızları açacaksın.”  demişler. Kırmızı Vezir tüm şartları kabul etmiş. Önce ağacı yerine dikmiş. Sonra kendi diktiği ağızları açtırmış. En son da padişahı zindandan çıkarmış.

hapis-vectorpocket-freepik

Zindandan çıkan padişah, önce veziri cezalandırmak istemişse de ceza vermemiş  çünkü kötülüğe kötülük her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârıymış. Kırmızı Vezir olmuş deli vezir. Padişah, Kırmızı Vezir’e gidip incir ağacını beklemesini emretmiş. Vezir bütün ömrünü incir ağacının dibine varanlarla geçirmiş. İki onlar söylemiş bir de o. Anlatmış anlatmış… O anlattıkça kalbinin kiri akmış, gitmiş. Aklı başına geldiğinde padişah onu yeniden göreve çağırmış ama o gitmemiş. Anlamış ki iyi insan olmak en büyük zenginlikmiş…

Yorum bırakın